Önce pazar, sonra dil
Yurt dışı bir projede sorulacak ilk soru bence kelimeler değil: bu ülkeden bir müşteri yazarsa ona kim, hangi dilde cevap verecek? Bir dili açmak, o dilde satabilmek, destek verebilmek ve gerektiğinde telefonu açabilmek demek. Sitesi Almanca olup e-postaya iki hafta sonra Türkçe cevap veren bir işletme, SEO’dan önce güveni kaybeder.
İkinci soru dil ile ülkenin aynı şey olmadığı. Arapça birçok ülkede konuşuluyor, Almanca en az üç ülkede. Hedefiniz bir dil mi, bir ülke mi? Google’ın çok bölgeli siteler belgesi hedef kitlenin yalnızca adresten değil başka işaretlerden de anlaşıldığını yazıyor: sayfadaki yerel adres ve telefon numaraları, yerel dil ve para birimi, o ülkedeki başka sitelerden gelen bağlantılar.
Aynı belge dürüst bir cümle de içeriyor: coğrafi hedefleme kesin bir bilim değil. Bu yüzden yanlış sürüme düşen ziyaretçiyi de düşünmek, her sayfada dil ve bölge seçebileceği bir bağlantı sunmak gerekiyor.
Adres yapısı: bir kez verilen karar
Google’ın belgesi dört seçeneği artı ve eksileriyle sayıyor. Ülke uzantılı alan adı, örneğin .de, hedefi açıkça gösteriyor; ama pahalı, daha fazla altyapı istiyor ve tek bir ülkeyle sınırlı. Genel uzantılı bir alan adında alt alan adı, örneğin de.ornek.com, kolay kuruluyor; ama kullanıcı “de”nin dil mi ülke mi olduğunu adresten anlamayabiliyor. Alt klasör, örneğin ornek.com/de/, kolay kuruluyor ve bakımı az; ama bütün sürümler aynı sunucuda duruyor ve siteleri ayırmak zorlaşıyor. Adres parametresi, örneğin ?loc=de, önerilmiyor.
Bu kararı sonradan değiştirmek adres değiştirmek demek. Programda kararı ilk ay, alan adını almadan veriyoruz; 2. ayda ikinci dil için klasörü boş da olsa açıyoruz. Varsayılan tercihimiz alt klasör, çünkü kurması ve yönetmesi kolay. Tek bir ülkeye odaklanan ayrı bir işiniz varsa ülke uzantılı alan adı anlamlı olabilir.
Googlebot’un gözünden
Çok dilli sitelerde sık yapılan bir kurgu, ziyaretçinin tarayıcı diline ya da IP adresine göre sayfanın dilini kendiliğinden değiştirmek. Google bunu önermiyor ve nedenini açıkça yazıyor: Googlebot genellikle ABD’den tarıyor ve isteklerinde dil tercihi göndermiyor. Dili çereze, tarayıcı ayarına ya da IP’ye göre değiştiren bir site, sürümlerinin bir kısmını Google’a hiç göstermeyebilir.
Belgenin önerisi üç satır. Her dil sürümü için ayrı bir adres kullanın. Ziyaretçiyi tahmin ettiğiniz dile kendiliğinden yönlendirmeyin; yönlendirme hem kullanıcının hem arama motorunun öbür sürümleri görmesini engelleyebilir. Onun yerine her sayfada öbür dillere giden bağlantılar koyun.
Bir ayrıntı daha var: Google sayfanın dilini görünen içerikten anlıyor, koddaki lang özniteliğinden ya da adresten değil. İçerik ile menü aynı dilde olmalı, çeviriler yan yana durmamalı. Yalnızca menü ve alt bilgiyi çevirip ana metni tek dilde bırakmak, aynı içeriğin arama sonuçlarında farklı dillerde birden çok kez görünmesine yol açabiliyor.
Çeviri değil, yeniden araştırma
İnsanlar başka bir dilde aynı şeyi başka kelimelerle arıyor ve çoğu zaman başka sorular soruyor. Türkçede çok aranan bir hizmet Almancada hiç aranmıyor ya da bambaşka bir adla aranıyor olabilir. Bu yüzden ikinci dil için sorguları baştan araştırıyor, her sayfanın brifini o pazar için ayrıca yazıyoruz.
Kendi dilinde bilgi bulmanın ne kadar önemli olduğunu CSA Research’ün 2020 anketi gösteriyor: 29 ülkeden 8.709 tüketicinin yüzde 76’sı kendi dilinde bilgi verilen ürünleri almayı tercih ediyor, yüzde 40’ı başka dildeki sitelerden hiç alışveriş yapmıyor.
Yapay zekâ çeviriyi hızlandırdı, ama bir kuralı değiştirmedi. Google’ın spam politikaları, nasıl üretildiğine bakmaksızın, arama sıralamasını etkilemek için çok sayıda değersiz sayfa üretmeyi ölçekli içerik istismarı sayıyor. Bin sayfayı bir gecede makineyle başka dile çevirip yayımlamak bu tanıma çok yaklaşır. Taslağı asistan çevirebilir; o pazarı bilen bir insan okumadan, doğrulamadan yayımlamıyoruz.
hreflang ve dil değiştirici
Dil sürümlerini Google’a hreflang ile bildiriyorsunuz. Google’ın belgesi sık yapılan hataları sayarken ilk sıraya karşılıklılığın bozulmasını koyuyor: X sayfası Y’yi gösteriyorsa Y de X’i göstermek zorunda. Göstermezse bildirim yok sayılabiliyor. Her sürüm kendini de listeliyor. Dil ya da ülke seçtiren bir karşılama sayfanız varsa, eşleşmeyen diller için x-default değeri o sayfayı gösteriyor.
Dil değiştirici küçük bir ayrıntı gibi görünür ama güveni belirler. Almanca bir ürün sayfasından İngilizceye geçen kişi, İngilizce ana sayfaya değil aynı ürünün İngilizce sayfasına gitmeli. Programda bu kuralı 2. ayda koyuyor, 3. ayın ödevinde uyguluyoruz.
Yapay zekâ cevapları da çok dilli
Google’ın yapay zekâ özetleri Mayıs 2025’te 40’tan fazla dilde, 200’den fazla ülke ve bölgede kullanılabilir hâle geldi; aynı dönemde Arapça ve Türkçe desteği eklendi. Yani bir işin başka bir dildeki görünürlüğü artık yalnızca sonuç listesinde değil, o dildeki yapay zekâ cevaplarında da ölçülmeli.
Programda bunu somut bir işe çeviriyoruz. Çok dilli kulvardaki katılımcılar 4. ayda prompt setine ikinci dilde beş soru ekliyor ve ilk ölçümü alıyor; on temaslık sprintin en az üçünü o pazarda yapıyor. 5. ayın bitirme raporunda her dil sürümü için ayrı bir önce ve sonra satırı var.
Programda çok dilli iplik
Yurt dışı konusunu programın sonuna bırakmadım; baştan sona bir iplik gibi geçiyor. 1. derste pazar ve dil kararı, 5. derste alan adı, 8. derste adres yapısı ve boş ikinci dil klasörü, 9. derste canonical ve hreflang eşleşmesi, 15. derste ikinci dilde yeniden araştırılmış iki sayfa, 20. derste o pazardaki hedefler ve promptlar, 25. derste dil dil rapor.
Bir öğretmen olarak bu sırayı bilerek kurdum. Yurt dışını en sona bırakan bir program, doğru başlamanın ne demek olduğunu öğretemez.