Dört ücretsiz kaynak
İlki Google’ın kendisi. Arama kutusuna işinizle ilgili bir kelime yazıp duruyorsunuz; otomatik tamamlamanın önerdikleri gerçek insanların yazdıklarıdır. Sonuç sayfasının ortasındaki sorular ve en alttaki ilgili aramalar da öyle. Bunları tek tek haritaya yazıyoruz. Araçsız, yavaş ve işe yarayan bir yöntem.
İkincisi Search Console. Siteniz birkaç haftadır yayında; Performans raporundaki sorgular, Google’ın sitenizi şimdiden hangi aramalarla ilişkilendirdiğini gösteriyor. Rapor dört ölçü veriyor: tıklama, gösterim, tıklanma oranı ve ortalama konum. Yeni bir sitede tıklama sütunu boş olur; biz gösterim sütununa bakıyoruz.
Üçüncüsü Keyword Planner. Google’ın yardım sayfasına göre araç ücretsiz, ama kullanmak için fatura bilgisi girilmiş bir Google Ads hesabı gerekiyor; reklam vermeniz gerekmiyor. Araç reklamverenler için tasarlandı ve verdiği rakamlar tahmindir. Biz onu hacim öğrenmek için değil, aklımıza gelmeyen ifadeleri bulmak için kullanıyoruz.
Dördüncüsü rakiplerinizin sayfaları. Sonuç sayfasında ilk üçe giren sayfaların başlıklarını ve ara başlıklarını okuyorsunuz. Kopyalamak için değil, arayan kişinin neyi sorduğunu anlamak için.
Her sorguya bir niyet, her sorguya tek sayfa
2. derste beş niyet türünü tanımlamıştık: bilgi, ticari araştırma, işlem, gezinme ve yerel. Haritadaki her sorgu bunlardan birini alıyor. Etiketi siz değil sonuç sayfası veriyor: “diş beyazlatma” aramasında harita çıkıyorsa Google o sorguyu yerel sayıyor ve bir blog yazısıyla orada yer bulmanız zor.
Ardından her sorguyu bir hedef sayfaya bağlıyoruz. Kural basit: bir sorgunun tek bir hedef sayfası olur, bir sayfanın birden çok sorgusu olabilir. İki sorgunun aynı sayfaya mı gideceğine şöyle karar veriyoruz: ikisini de arayın. İlk sayfadaki sonuçlar büyük ölçüde aynıysa Google ikisini aynı ihtiyaç sayıyor demektir; tek sayfa yeter. Sonuçlar farklıysa iki ayrı sayfa gerekir.
Bu kuralı atlayanların siteleri aynı sorguya oynayan üç ayrı sayfayla doluyor. Google hangisini göstereceğine karar veremiyor, siz de hangisini güncelleyeceğinize.
Sorgunun yanına prompt yazmak
Google’ın üretken yapay zekâ rehberi mekanizmayı şöyle anlatıyor: model kullanıcının sorusunu birbiriyle ilgili birkaç alt sorguya bölüp hepsini aynı anda arıyor. Bunun sizin için anlamı şu: sayfanız, hiç hedeflemediğiniz bir alt sorgu yüzünden bir yapay zekâ cevabına kaynak olabilir. Alt sorguları tahmin etmenin yolu, müşterinizin asistana nasıl soracağını yazmaktan geçiyor.
Prompt, sorgudan farklı bir şeydir. Sorgu “muhasebe programı fiyatları” olur. Prompt ise şöyle: “İstanbul’da on kişilik bir mimarlık ofisimiz var, e-fatura kesmemiz gerekiyor, hangi muhasebe programını önerirsin ve aylık ne tutar?” İçinde şehir, ölçek, zorunluluk ve bütçe var. Bu ayrıntıların her biri sayfanızda cevaplanması gereken bir alt sorudur.
Haritaya en az on prompt yazıyoruz ve her birini bir hedef sayfaya bağlıyoruz. Bu promptlar 4. ayda ölçüm setinizin çekirdeği olacak: aynı soruları asistanlara sorup sitenizin kaynak gösterilip gösterilmediğine bakacaksınız.
Kelimeyi nereye yazacağız, kaç kere?
Bir kere, doğal durduğu yere. Hedef sorgu title etiketinde, h1’de ve ilk paragrafta geçiyor; çünkü sayfa gerçekten o konuyu anlatıyor. Gerisinde okur için yazıyoruz. Google’ın spam politikaları anahtar kelime doldurmayı, bir sayfayı sıralamayı etkilemek amacıyla kelimelerle ya da sayılarla doldurmak olarak tanımlıyor ve örnek veriyor: aynı ifadenin doğal olmayan biçimde tekrarlanması, sıralanmak için yazılmış şehir listeleri.
Yapay zekâ tarafında tablo daha da net. Princeton’lı araştırmacıların GEO makalesi dokuz içerik taktiğini on bin sorguluk bir sette sınadı. Anahtar kelime doldurma, kaynağın cevaptaki görünürlüğünü yaklaşık yüzde 9 düşürdü; makalenin ifadesiyle bu yöntem üretken motorlarda “çok az ya da hiç” iyileşme sağlamıyor. Neyin işe yaradığını 18. derste aynı tablodan okuyacağız.
Blog: en iyi SEO araçları →